Bir savaş/savaşım nasıl kazanılır?-III

Türk Devleti’nin yeni başbuğu; Duçe Erdoğan, Obama ve Obama’ya bağlı cahil tayfası tarafından dünyaya meydan okuyacak kadar şımartılmış bir vaziyette yeni seçim-2011’e hazırlanıyor (biraz prestij kaybederekten). Erdoğan bu seçimleri kazanmak için provokasyon amaçlı bantlarda kullanmak için bazı kadınları kullanabileceğini şimdiden göstermiştir. Erkek egemen bir toplumda en kirli seçim kazanma yöntemlerinden biri rakiplerini tacizci göstermektir. Seçim-2011’i bu tür cinsiyet oyunların da yardımı ile de olsa kazanmaya çalışması elbette iğrençtir. Önümüzdeki Türk Meclisi seçimlerinde bu bataklık imkanların elverdiği kadar genişletilecektir.

Yeni Türk Rejimi’nin şefi Seçim-2011’de olağanüstü yetkili mahkemeleri ve bu mahkemelerin savcılarını kullanacağını şimdiden göstermiştir. Kürt oylarının hırsızlığına aday olduğunu seçim barajını indirmemekte ısrar etmesi ile bellidir. Din dediği kendine özgü münafıklığı sonuna kadar kullanacağının işaretlerini açıkça vermektedir. “Canlar” diyerek düşmanca saldırdığı bir başka dönek; Kılıçdaroğlu kendisi için kolay bir hedeftir. Basını hizaya getirmenin rahatlığını yaşaması da işin cabasıdır.

İşte bu şartlar altında Kürtler, iyi bir platform olan Türk Meclisi’ne en fazla üye sokabilmenin yolunu araştıracak ve bulacaklardır.

Nasıl sorusuna kendi görüşüm itibarı ile cevap vermek isterim, şöyle:

Birincisi; Ulusal Blok oluşumu için girişilen çabanın Türk Devleti’nin iplerini elinde tutan yeni Duçe Erdoğan’a iyi bir darbe olacak gibi görünüyor. Bundan dolayı bu çabaları selamlıyorum ve dışarıdan çomak sokulmaması için dikkatli davranılacağını biliyorum. Anlayış karşılıklı olarak gösterilse aşılmayacak bariyer kalmaz. Her kesimden Kürt bu birlik çabalarını omuzlamakla yükümlüdür.

İkincisi; Kürtler’in bir adım daha ilerleyerek, Türk kesiminin evrensel kurallara uygun olarak hareket eden, şöven düşüncelerden arınmış eşitlikçi sol kesimlerle bloklaşması da önemlidir. Türk Meclisi’nde seslerinin gür çıkması için iki tarafın da ufak hesaplara uzak durması gerekiyor.

Üçüncüsü; Türk sağının ve sözde sosyal demokratlarının emredici, şöven, yüksekten atan alışkanlıklarından bugün de arınamadıklarını, bir arınma çabası yerine daha kötü bir bataklığa sürüklendiklerini herkes görebilir. BDP veya Kürt oluşumları hala onların “tabu” saydıkları oluşumların başında gelir. Bu bakımdan bu kesimlerden ya uzak durulmalı, ya da kılı kırk yararcasına müzakerelerle, hiç bir oyuna gelmeden, tamamen eşitlik temelinde görüşülebilir. Ama bu hala çok uzak bir ihtimaldir.

Dördüncüsü; seçime katılacak olan blok oluşum, gündemi AKP veya MHP ve CHP’nin saptamasına izin vermeyecek kadar aktif olmalıdır. Türk sistem partileri dünyanın en ukala, en şımarık ve en bilgisiz kesimleridirler. Uyuşturucu ticareti temelinde palazlanan bir ekonominin patronu ve Obama gibilerin desteği ile dünya piyasalarında boy gösteren Duçe Erdoğan ve takımı bugün için Türk devlet sisteminin iplerini elinde tutarak, hırsızlık temelinde Kürt Oyları’na sahip çıkmaktadır (yüzde on barajı). Onun bu yönü ve ayrıca fiili sandıkbaşı oyunları mümkün olan en kısa sürede deşifre edilmeli, Kürt Halkı nazarında münafıkça laflarla edindiği itibar kırılmalıdır. Hırsıza belgelerle hırsız olduğu haykırılmadıkça kitleler inanmaz, rahatlamaz.

Beşincisi; Blok oluşacaksa blok partilerinin, oluşmayacaksa BDP’lilerin ses tonları asla Duçe Erdoğan’ın ses tonunun altında ezilmemeli, korku duyulduğu gibi olmayan bir duygu varmış gibi bir intibası verilmemelidir (ki kimsenin bir soysuzdan korkusu olmayacağını biliyoruz).

Altıncısı; iyi bir seçim haritası çizilmeli, bu haritaya göre komiteler seçilip görevlendirilmelidir. Burada somut olarak kastım şudur: Mesela Çolig, Muş, Agirî, Ruha ve Bitlis’e çok özel bir önem arzedilmelidir. Yukarıda saydığım seçim bölgelerinde mutlaka çok güçlü ve çalışma yürütülen bölgeye uygun kalka ters düşmeyecek komiteler oluşturulmalı, Duçe Erdoğan’ın partisine mensup münafıklara malzeme verilmemeli, bu unsurlar birebir marke edilmelidir. Onların her çaldıkları kapı bu komitenin üyeleri tarafından anında çalınmalıdır. Komiteler önce daha yaygın bir saha örgütlenmesi sağlamalı, hiç kimseyi dışlama lüksünü kendilerinde bulmamalıdırlar.

Yedincisi; Blok’u destekleyen TV yayınları, radyolar, gazeteler ve yerel propaagandistler sadece entellektüellere hitap etme ve biribirlerini ikna alışkanlıklarından vazgeçmelidirler. Özellikle TV’lerde yapılacak olan tartışma programlarında katılımcılar tarafından “ben daha iyi bir intellektüelim” yarışından vazgeçilmeli, sonuç alıcı konuşmalar yapılmalı, halk ile görünmez, ama sağlam bağlar kurulmalıdırlar. Somut örnek: A adlı iştirakçi, faşizmin tarifinden ziyade mücadelenin amaçlarına uygun bir somut durum tahlili geliştirmelidir. Çünkü eğer A faşizmi tarif etmeye kalkarsa B onun yanlışlarını ortaya koyarak ne kadar bilgili olduğunu ortaya koyacaktır. Halk ise hiç anlamadığı bu diyalogdan kurtulmak için uzaktan kumanda cihazına başvuracaktır. Bunun için gerçekleri, halkın anladığı dilde anlatın. Çoğunuz bu yeteneğe sahipsiniz.

Sekizincisi; Duçe Erdoğan ve takımının provokasyonlarına meydan vermeyin ve böylesi bir oyun sahneye konduğunda derhal ve saldırgan bir dille olayın üstüne gidin, oyunu tersine çevirin. En ufak bir tereddüt karşı tarafın dilinin uzamasına yol açacaktır. Mesela diyelim ki sahte bir ölüm listesi açıkladılar. Bunu derhal tersine çevirmek mümkündür. Çünkü listeyi hazırlayan merkez bu listede yer alan kişilerin hayatından sorumludur. Madem Duçe Erdoğan ve takımı bu listeyi bulabilecek kadar “becekli”dir o halde listedekilerin hayatını korumakta da mahir olmak zorundadır.

2011-03-14

A Sirac Kekuyon




Gorusunuz