Türk Korkuyor..II

Türk Devleti "PKK Koordinatörlüğü" gibi bir sistemin işlemediğini, pis işlerini ABD'ye yaptıramayacağını anlamış olacak ki, bu sistemden vazgeçme eğiliminde olduklarını çok sert ifadelerle kaomuoyuna ve tabii ki ABD'ye bildirmiş durumdadır. Öte yandan Erdoğan ABD'nin İsrail politikasını eleştirmiş, Lübnan'ın güvenliğinin Türkiye için önemli olduğunu, "bir günlük çalışma ziyareti" dolayısıyla ve gazetecilerin sorusu üzerine açıklamıştır. Türk Hükümeti'nin Başı bu tavırları ile hem B-H Raporu'nu hazırlayanları desteklemiş, hem de gelecekteki bir Demokrat Parti iktidarına da göz kırpmış oluyor. Türk Hükümeti'nin Başı öte yandan da bir diğer önemli demecinde "Bizim için artık Irak, AB'nin önüne geçmiştir" demekle, aklınca dünya ve Ortadoğu'daki Stratejik önemlerini vurguluyordu..

Bunları alt alta koyarsak, Cento ve Sadabad döneminki Batı desteği bu kez kesik görünüyor.Üstelik Saddam'ın idamından önce Türkler'in sünnilere yardım yollarını aramak için yaptırdığı İstanbul toplantısı, Saddam'ın idamının yarattığı açık kutuplaşmalar da "Şer Cephesi"nin pek işlemeyeceğinin göstergesi olmaktadır. Bu durumda Irak'ı istikrarsızlaştırma programı bağımsız ve biraz da düşman iki ayrı odak tarafından uygulanacaktır.

Türk Askerbaşı'nın emri altında yürütülen ve geçenlerde açıkça ilan edilen çok daha sıkı bir psikolojik savaş eşliğinde ortalıkta esen desinformasyon fırtınası neredeyse kasırgaya dönüştü. MİT Müsteşarı'ndan "sızan" rapor bunun çok iyi bir örneğidir. Ulus Devlet kavramına yapılan sözde gönderme gibi bir çok tartışma konusu, "gizli" denilen bir raporda yer aldığı halde "kahraman" Türk Gazetecileriş tarafından "demokratik Türk Devleti"nde sunuluveriyor.

Türk koordinatör Edip Başer, bir yandan gerekirse Kürdistan'a girebileceklerini ve buna ABD'nin ses çıkarmayacağını söylerken, öte yandan da Erdoğan ile hırlaşmaya başlıyor.. Bundan da Türk sivillerin hala iktidar konusunda bir nervi direndiği anlaşılıyor. Erdoğan'ın naraları, sivillerin ve askerlerin (yani bir bütün olarak Türkler'in) Türk "yurdu" dedikleri bizim topraklarımızı muhafaza konusunda mevcut hükümetin askerlerden daha hassas olduklarını göstermek için. Fakat ne söylenirse söylensin askerler iktidarın yegane sahibidirler. Onlar planlı (tek planla değil, A, B, C yedek planlarla) bir şekilde merkezi bir pasifikasyon harekatını yürtütüyorlar. Bunun için herşeyi kullanıyorlar.
Kürt Tarafı bu psikolojik savaşta şunlara dikkat etmek zorundadır:

-PKK, Öcalan'ı Lider olarak kabul edecek ve saygı gösterecektir. Ama aynı zamanda şu sıralar kosterin hiç bozulmadığını, havanın hiç bozmadığını dikkate almalı, nedenini irdelemelidir.....

-Güney ise PKK'yi yanıltıcı hiç bir planın içinde olmamalı, direkt kardeş bilerek, Kürdistani çizgide olmaları kaydıyla (Bilhassa Karayılan) bu insanlarımın kendilerini güven içinde hissedecekleri adımları sıklaştırmalıdır.

-Kürtler'in savaş aşığı olmadığını insaf sahibi olan herkes bilebilir durumdadır. Savaştan en fazla zarar gören kesim elbette Kürtler'dir. Zarar göreceği bir eyleme girişmek insan tabiatına aykırı olduğuna göre, 200 yıldan beridir her bahar dayatılan savaş pratiğini nedeniyle katliamlar yaşayan Kürtler nasıl olur da savaşı sevebilirler? Ama tarihte olduğu gibi Düşman bize yine savaşı dayatıyor.. Bu durumda dik bir duruş sergilenmesini saygıyla karşılamak gerekir...

-Kürtler, müttefikleri ile aralarına konan bombaları anında imha etmeli, hiç bir gerekçe arkasına saklanmadan dostu ile dosdoğru dost olmalıdır (öyle de yapılıyor).

-Kürtler, Irak'ın tüm demokratik güç odakları ile omuz omuza bir duruş sergilemektedirler. Bu duruşu resmi bir cepheleşmeye çevirmelidirler.

Türk bunları görüyor.. Herşeye rağmen ABD'den vize alarak bize saldırmanın yollarını arıyor..Çünkü TÜRK KORKUYOR!

Türk;

-hiç bir devlet deneyimi olmayan Kürt Milleti'nin çok kısa bir süre içerisinde, bazı yönleri ile eleştiriye açık olmasına rağmen, oturmaya başlayan bir devlet yapısı geliştirmiş olduğunu biliyor.

-Kürt Milleti Kısa bir süre içerisinde alt yapı çalışmalarını oldukça ileri götürmüş, enerji sorununu da çözdüğünde sermaye transferi de sağlama yoluna girecek ve tüketici bir toplumdan üretici bir topluma geçerek aşiretçi yapıyı aşacağını görüyor...
-Öğretim alanında ise adeta dev adımlarla ilerlemetedir. Şu anda kurtarılmış alanlarda beş üniversite faal,yet halindedir. Bunlardan Hewlêr'de faaliyette bulunan Kürdistan Üniversitesi denklik için Bradford Üniversitesiyle antlaşmaya varmıştır. Bunun anlamı, Bradford Üniversitesi, Kürdistan Üniversitesi mezunlarına kendi üniversitelerinin mezunu gibi muamele edilmesine kefalet etmektedir. Bundan başka bu sene Süleymaniye'de faaliyete geçen Amerikan Üniversitesi bütün Ortadoğu'dan öğrenci almaya hazırdır. Ayrıca Yüksek bir kalite tutturan Selahaddin Üniversitesi, Süleymaniye Üniversitesi ve Duhok Üniversitesi gibi öğretim kurumları şimdiden Kuzey Kürdistanlı öğrenciler için büyük bir çekim merkezi haline gelmişlerdir. Tabii ki bu üniversitelere öğrenci yetiştiren ilk ve orta öğrenim kurumlarının bir mantar tarlasını andırırcasına yükseldiğini görmek de Düşman'ı hasetten boğacak cinsten olduğunu hasetle izliyor..

-Savunmanın görünür kısmı bile dostlara güven, kötü niyetlilere korku veriyor. Hava kuvvetleri hariç, bütün askeri üniteler kurulmuş durumda. Yeterli mevcudu ile kara kuvvetleri, tank ve topçu birlikleri, çok yüksek bir disiplin ruhu ile yetişmiş olan komando birlikleri, kısa bir süre içerisinde düşmanın cephe gerisine sızıp kontrol altına alacak bir haereketlilik içinde olabilecek yetenekte olduklarını hissedebiliyor.
-O ezeli derdimiz "Kürtler'in birliği" yapılan tüm Düşman'ca engelleme çabalarına rağmen oldukça bilinçli bir şekilde yürütülmekte olduğunu görüyor.

İşte bu gerçekleri, kısmen de olsa algılayan Türk Devleti ise alabildiğine seferber olmuş, Kürtler'in Kerkük'te haklı bir halk oylaması zaferi kazanmaması için elinden geleni yapıyor. Çünkü;

Onlar korkuyorlar..

2007-01-08

Sirac Bilgin

2007-01-08




Gorusunuz