Düşman kavramı ve kim ne zaman düşmandır-IV

Kuzey'de ve Güney'de her türlü Kürt kazanımının boşa çıkarılması için var gücü ile çalışan Türk Devleti, son zamanlarda (son onyıllık süreyi tümden düşünün) Kürt'ün bağımsız olarak sahip olduğu bütün değer ve araçlara saldırılıyor, sahip çıkılıyor. Newroz'u düşünün. Kürt'ün tek ulusal günü olan bu direniş ve birlik simgesi gün, nasıl da sahiplenilmeye çalışıldı. Bunu İmralı ve takipçileri de dejenere etmek ve "Ortadoğu Halkları"nın günü haline getirmek için hala çaba harcamıyorlar mı? Oysa nerede Newroz ateşi haline gelen Zekiyeler?
Şimdi ise Genelkurmay'ın aldığı karar gereğince topyekun bir savaş başlatılmış bulunuyorlar. Varolan örgütleri marjinalleştirmek, buna isyan ederek yeniden organize olmaya çalışanları ise daha başlangıçta boğmak ve birlik teşebbüslerini dinamitlemek.. Eğer akl-ı selim galip gelmezse bunun bombasının yakında patladığını hep beraber göreceğiz. Yazık. Aynı zamanda, zafere çok yakın olan Güney'i altüst etmek için bölgedeki tüm düşman güçleri harekete geçirmek, bu konseptin köşetaşlarıdır. Son zamanlarda en pratik haberleşme araçlarımızın arasına giren Kürt İnternet site ve forumlarına düzenlenen saldırılar, bu konuda uluslararası hukuku hiçe sayarak yaptıkları tahribatlar hala sürdürülüyor. Örgütleri dejenere etmek için giriştikleri çabalar da cabası..
Son zamanlarda HAK-PAR Lideri dahil, pek çok legal politik sima "Türkiye Partisi" konseptini "Kürt Partisi" konseptine tercih ederken, acaba düşman kavramının artık değiştiği, Kürt Sorunu'nun çözüldüğü bir ortamın yakalandığını mı düşünüyorlar, açıklamaları gerekir. Yedi eski "-ep" geleneği başkanının da benzer görüşler ileri sürmeleri, MGK'nin kırmızı çizgilerine teslim olunduğu gibi bir izlenim veriyor. Binlerce Kürt'ün cesedi üstünde yakalanan bu koca birikim ve birlik ruhu artık bir ayağı çukurda bulunan insanların elinde, bir nevi "ben", ailem", "çevrem" konseptinin oyuncağı olmaktadır. Emek talancılarının kol gezmeye başladığı bu sürec, devrimin sessizce son bulduğu varsayımına dayanıyor.. Kornerden parsaya konan "liderler", "lider adayları", hapishane çıkışlı "kahramanlar" ve "İmralı bağımlıları"... Yiyin efendiler!
Ama yedirmeyeceğiz.. Şehit kanı ile elde edilen kazanımları çarçur ettirmeyeceğiz. Genelkurmay'ın ağzına bakan Kürt tipini mutlaka aşacağız. Bu tamamen gençlere bağlıdır.. Biz artık oportünistlere, köşede fırsat bekleyenlere dur diyecek "sıfır kuşağı"nı göreve çağırıyoruz. Eski nesil eski alışkanlıklarından sıyrılamıyor. Onlara ve genelkurmaya Kürdistan'ın ölmediğini, ölmeyeceğini siz göstereceksiniz. "Kes ne Lêt Kurd Mirdiwa! Kurd Zindiwa.. Zindiwa alakeman!" diyerek ortaya çıkacak olan yeni nesil herşeyi yeniden yerli yerine oturtacaktır.
Ey büyük politika yaptığını sanan küçük kafa, düşmanın senden nefret ederken sen onu sevemezsin! Düşmanından nefret etmeyen onunla mücadele azmi kazanamaz. Kaatilini seven şaşkınlar, nefret etmediğiniz biri ile hesaplaşmanız niye?
"Ben geçmişteki tüm katliamların hesabını soracağım!".. "Ben Kürt'ü tabuta koyup üstünü betonlatan zihniyete asla el uzatmayacağım!".. Ben yakaladığı bayan gerillaya 300'ün üstünde askeri ile... ... bir genelkurmayın hakim olduğu rejime merheba demiyeceğim!".. Ben 4000 köyümü yakan düşmana olan kinimi unutmayacağım!" "Ben Güney'de kuzey'de, batı'da, doğu'da veya Arjantin'de kurulacak bir Kürdistan'a karşı olduğunu açıkkça beyan eden bir zihniyeti yerle bir etmek için mücadele edeceğim!" .. demek zorundayız. Bunu yapabilecek en doğru adres, hiçbir kirlilik yaşamamış olan genç kuşaktır.
Konuyu biraz saptırdık, ama doğrusu, yaşanan bu süreçte büyük bir aldatma harekatı ile karşı karşıyayız. Bir başka yazıda çıkış yolları daha da açıklıkla tartışılacaktır.

2005-01-07




Gorusunuz