Mahvet onları robotlarım!

Bir zamanlar bizde bir kompüter oyunu vardı. Oyun açıldığında, saldırıya hazır "büyük güç", biraz ürkütücü bir müziğin eşliğinde "destroy them my robots" (onları mahv et robotlarım) komutunu veriyor. Saldırının hedefi olan siz bu bunaltıcı atağa karşı koymaya çalışıyorsunuz. Ama kısa zamanda en iyi savunmanın karşı atak olduğunu fark ediyor, "büyük güç"e aynı minval üzere cevap veriyor ve zekanızın yettiği ölçüde püskürtüyorsunuz..
Şimdi İmralı da "robotlarına" mahvet onları emrini vermiş durumda. Son görüşme notlarında şöyle diyor:
"Bütün birimleri, gerçekleri hızla kavrayarak harekete geçirin, gerekeni yapın. Aksi halde tehlike var, oyun var. Bunu devletlere de anlatın. Küreselleşme, emperyalizm işin içine girdi, karıştı. Irak gibi Kürtleri de vurup vuruşturacaklar. Aslında halkları başka türlü bitirmek istiyorlar. Anadolu'ya da sıra gelecek, Anadolu'yu 1920'lerden daha beter hale getirecekler.."
Bazıları bizim sadece İmralı'ya kilitlendiğimizi, görüşme notları olmazsa yazacak bir şey bulamayacağımızı söylüyor, yazıyor. Ama İmralı'yı biz tek başına ele almıyoruz. İmralı hem Kongra-Gel demektir, hem de daha geniş düşünülürse, Türk Devleti demek olabiliyor. İş görüldüğü gibi ciddi. Kürt Ulusu'nun, en aşağısından Kuzey kesimi tehlikede. İşbirlikçi çizgi işi azıtacak gibi. Şimdi ilk hamlede PWD girişimi önderleri ve aktif olarak Kongra-Gel'i teşhir edenler hedeftedir. Kürt'ü Kürt'e kırdırma operasyonudur başlatılmak istenen. Kongra-Gel ve giderek Türk Devleti açısından, "Kürtler'in kontrolunun elden gittiği" bir virajda, bunu sağlamak isteyenleri ezme operasyonu diyebilirsiniz buna. Özgür Politika ve Roj TV bunun zeminini hazırlayacak, bu arada bazı ilkel kişilikler de fiili bir şekilde yurtsever ve demokrat Kürt insanlarına saldırtılacaklar.
Aslında her görüşme İmralı'nın ve giderek Kongra-Gel'in tatbik etmek istediği konsepti çok daha açık bir şekilde gözler önüne seriyor. İş sadece dışarı taşınan bazı demeçlerle sınırlı kalsaydı iyi. Ama şu anda Kongra-Gel'i yönetenler, bu demeçleri bir emir olarak telakki ediyorlar. Zaten İmralı da bu demeçleri emir olsun diye veriyor. İmralı'da şekillenen ve Kongra-Gel tarafından tereddütsüz uygulanan söz konusu konsept elbette Kürt Ulusu'nun genelinin ve Kuzey'deki özelinin menfaatlerine aykırıdır. Sayfamda defalarca kaydettiğim çözüm planının tam da bu Zat'ın görüşleri ile kavga halinde olduğunu görmemek, elbette sadece aşırı şartlanma ile izah edilemez.. Buna şöyle biraz değinerek geçiyoruz.
Bu hafta sadece saldırı emri gelmedi, Kürtler'i felakete götürmekte olan konsept daha da açıldı, işbirlikçi karekteri daha bir açıklık kazandı.. Naklettiğimiz paragrafı anlayarak okuyalım. Bu paragraf, Kongra-gel'i yöneten zihniyetin işbirlikçi karekterini öylesine net bir şekilde ortaya koyuyor ki, söz konusu gerçeği Bay Kramer bile aklayamaz.
Yukarıda, İmralı kaynaklı paragrafta geçen, "Anadolu'yu 1920'lerden daha beter hale getirecekler" ibaresini daha önceki açıklamalarla birlikte ele alırsak şu manzara ile karşılaşırız: İmralı'ya göre, Emperyalizm, bu kez Ortadoğu Halkları'nın iradesini kırmak için azimlidir. Bütün bölge istila tehdidi altındadır. Emperyalizm terörü bahane olarak kullanıyor. Ama esasta, Ortadoğu Halkları'nı köleleştirmek, tüm bölge globalizme doğru ilerleyen emperyalist metropolle uyumlu hale getirmek isteniyor. PKK olayın farkındadır. Ortadoğu Halkları ile birleşerek emperyalizme karşı demokrasi söylemi eşliğinde direnmek istiyor. Ama Güneyli Kürtler emperyalizmle işbirliği halindedirler. Onlar, İsrail türü bir devlet kuracaklar. Bu ise bölge DEVLETLERİ'Nİ tehlikeye sokmaktadır. "Bu gerçeği devletlere de anlatın" direktifi ile ilgili Zat, su katmamış bir şekilde işbirlikçiliği devreye sokmaya çalışırken, Kürtler'in İsrail türü veya başka türlü devletleşmesi, "Ortadoğu Halkları'nı biribirine kırdırır" gerekçesi ile açıkça red ediyor, bunu isteyenleri ise "emperyalizmin güdümündeki işbirlikçiler" olarak adlandırıyor.. Oysa uyardığı halklar falan değil, açıkça devletlerdir.
Kongra-Gel, eğer kontrol edemediği bir süreci sabote etmek gibi bir ihanet içinde değilse, ki buna inanmak istemiyoruz, o zaman yanılgı içinde olabileceklerini düşünmeli, ona göre bir çıkış noktası bırakmalıydılar. Ama görüldüğü kadarıyla, suçluyu hep başka yerde arıyor, suç saydıkları her eylemliliğe önce kılıf hazırlıyor, sonra da cepheden saldırıyorlar. BU BÖYLE GİDEMEZ!
Şu satırları Kongra-Gel yöneticileri de okusun. Biz sizin yoketme siyasetinizin sebebini çok iyi biliyoruz. "Kuzey'de Kürt Hareketi Türk Devleti'nin kontrolundan çıkıyor, aman dikkat edin" diyen Zat, bu saldırı emri ile işbirlikçi karekterini ortaya koyarken, video filmi hazırlayarak tüm gerilla birimlerini eski arkadaşlarını öldürmek için hazırlamaya çalışan Kongra-Gel de aynı yolun yolcusu oluyor.
Onları tahrik etmek niyetinde değiliz. Kardeş kanının dökülmesi için hazırlık yapanları uyarıyoruz. Kan dökmeniz sadece Kürtler'in düşmanlarına yarayacaktır (eğer düşmanı doğru tanımlamışsanız). İnanın her yaptığınızı onaylayan bir halk yoktur artık. Ben kişi olarak bildiğim yolda yürüyeceğim. Sizden korkup yol değiştiren sizin gibi olsun!
Kürt Halkı'na,
Kahraman evlatlarınızı işbirlikçilere yem etmeyin. Onların bu tür niyetlerine karşı durun. Bu tip kişilikleri sorgulayın. Toplantılarına katılmayın. Her türlü saldırıya karşı uyanık olun. Saldırganı hemen teşhis edin ve teşhirde tereddüt etmeyin. Karalama teşebbüslerine fırsat vermeyin.
Türk Solu'na,
Bizimle aranıza kalın çizgi koyduğunuz için size teşekkür ediyorum. Sizinle kolkola görünme kirliliğinden bizi kurtardığınız için sağolun. Size Kongra-Gel yeter. Bize ister Amerikancı, ister Avrupacı deyin, vız gelirsiniz.

2004-08-30




Gorusunuz