Kürt Milleti Kuşatılıyor
Yazım çok geç kaldı ey Qamışlo! Sen'den özür diliyor ve önünde saygı ile eğiliyorum. İnan Qamışlo, parmaklarım her tuşlara uzandığında başımın müthiş ağrısı beynimi boşalttı, bakışlarım boşlaştı. Ağzım kupkuru, şok halinde Sen'i seyrettim. Ancak şimdi biraz toparlanmış bulunuyor ve yazıyorum..
Doğduğum şehir olan Qamişlo'da başlatılan ve Suriye'nin diğer köşelerine sıçrayan Kemalist tipi Kürt "Te'dip ve Tenkil" Harekatı'nda şehit düşen hemşehrilerimin ailelerine başsağlığı diliyor, bu vesile ile her yerdeki Kürt düşmanlarına olan kinimizin bu kez geri dönüşsüz bir şekilde bilendiğini ilan ediyorum. Mücadele inişli çıkışlı bir şekilde cereyan edecek, uzun süreli olacaktır. Ama fitil ateşlenmiştir, zafer hakkındır!
Kürt Milleti, Irak'ta "Law of Administration for the State of Iraq for the Transitional Period" adı verilen ve geçici bir anayasa olarak kabul edilebilecek kanunun kabul edilmesi öncesinden başlayan ve derinleştirilerek her parçada sürdürülen bir kuşatma yaşıyor. Doğu Kürdistan'da tutuklama ve işkenceler, Güney-Batı'da katliam provaları ve sindirme harekatı, Güney'de Şii-Türk işbirliği ile geliştirilmeye çalışılan etnik kavgalar
Bütün bunlar bir avuç özgürlüğü yakalamaya çalıştığımız bir zaman kesitinde oluyor.
Evet, Qamişlo'daki bir maça silahlı ve kavga çıkarmaya yeminli bir grup Arap tarafından başlatılan harekat, bir anda Yetim-i Esat'ın emrindeki ırkçı devlet polisi, muhaberatı ve ordusunun dişlerini gösterdiği bir katliam provasına dönüştü. Korunmasız Kürt kitlelerinin başlatmak zorunda bırakıldığı kendiliğindenci ve örgütsüz direniş şu ana kadar 100 cıvarında vatandaşımızın hayatına mal olmuştur. Peki bunun anlamı nedir? Neden şimdi? Biraz bunu irdeleyelim.
Kürt Milleti, yakın geçmişinde ilk kez tarih sahnesine çıkma şansı elde etmiş bulunuyor. Tereddütsüz bir şekilde devam ettireceği sağlam bir ittifakın, yani ABD ve İngiltere ile demokrasiyi ve özgürlüğü hedefleyen bir ittifakın içinde yer almaktadır. Kürtler, bir yurtseverin mektubunda belirttiği gibi, bu ittifakı sürdürmelidirler ve sürdürmeye kararlıdırlar. Bu ittifakın ürünü olarak ortaya çıkan geçici "anayasa" başta Türkiye olmak üzere çevredeki tüm kan emici rejimleri, giderek tüm "Arap Alemi" denilen gerici devletler şebekesini rahatsız etmiş, harekete geçirmiştir. Qamışlo kavgası bu çerçevede görülmezse, direniş Kürtler'in yaşadığı her alanda güçlendirilmezse ve meşruiyet sınırları içinde hareket edilmezse elbette kaybedilir. Yetim-i Esad'ın yeraltı teşkilatları tarafından organize edilen ve bölge gericiliği tarafından desteklenen bir saldırıdır söz konusu olan. Türk Devleti'nin candan desteklediği bir sindirme haretı başlatılmıştır.
Qamışlo saldırısı direkt olarak Güney Kürdistan ve giderek Irak bağlantılıdır. Saldırı ile bazı yerlere mesajlar verildiğini görüyoruz ve bekliyorduk. Mesaj hem Kürtler'e hem, ABD'ye ve hem de Araplar'adır. Kürtler'e; "eğer daha fazla ileri giderseniz, bölge çapında başınıza gelecek olanlar böyle olacak, sizi ABD dahi koruyamayacaktır" denilmeye çalışılıyor. ABD'ye; "biz istemezsek sizin istikrarı sağlamanız mümkün değil. Sadece Kürtler'e dayanmanın yanlış ata oynamak olduğunu bilin" içerikli bir teorik mektuptur gönderilen. Irak'taki Araplar'a ise; "biz sizin arkanızdayız. Güney Kürtleri'nin ilerlemesini durdurun. Bu bizim ve bölge devletleri için hayatidir. Eğer bunu yapmazsanız, Arap Milleti sizi affetmez" mesajı açık ve eylemli bir şekilde veriliyor..
Kürtler'in önemli kazanımlarının belgelendiği temel yasa, gerçekten dikkatle okunduğunda, ilerdeki dokuz ay boyunca Irak'ın büyük bir siyasi ve belki de fiili savaşa sahne olacağını kesirememek aptallıktır. Bu anayasa ile Kürtler dört önemli zafer kazandılar. Birincisi; Bölgesel federasyon artık, şu anda dar bir alanda da olsa, fiili bir gerçektir. İkincisi; Kürtler ilerdeki anayasa konuşmalarında şimdiden veto hakkını elde etmiş bulunuyorlar. Bunun anlamı; devletin geleceği eşit olarak Kürtler ve Araplar tarafından karara bağlanacaktır. Yani Arap çoğunluk ne Kerkük konusunda, ne dış bağlantılarda, ne de ekonomik alanda kendi başına hiç bir karar alamayacaktır.. Üçüncüsü; Kürt Ordusu, kazanımların bekçisi olarak, fiilen varlığını sürdürmektedir. Bu ordu ancak Irak nihai olarak şekillendiğinde varılacak olan bir antlaşma çerçevesinde merkezi orduya katılabilecektir. Dördüncüsü; Kerkük ve Kürdistan'ın diğer alanlarında Arap Rejimleri tarafından değiştirilen demografik yapıya, kurulacak olan bir komisyonun gözetiminde müdahale edilecek, yerlerinden sökülen Kürtler eski yurtlarına, Kürt yurduna yerleştirilen Araplar ise çeşitli taviz alternatifleri ile Arap bölgelerine geri gönderileceklerdir. Aynı zamanda Arap vilayetlerine bağlanan Kürt çoğunluklu ilçeler de tekrar eski vilayetlerine bağlanacaktır.
Kürt Lider Mesut Barzani'nin Arapları kızdırmamak için verdiği temkinli mesajları esas alan yorumlar yapıcı değil tabii ki. Bu, Kürtler açısından zafere giden yolun sonuna kadar açıldığı bir dökümandır ve başta Türk Derin Devleti olmak üzere bölge gericiliğini iki açıdan sarsmıştır: Birincisi; bu antlaşma demokrasiye doğru atılan ilk ve asaslı bir adım olmuştur. İkincisi; Kürt Ulusu'nun hakları geniş ölçüde garanti altına atılmıştır. Geriye demokrasi terbiyesini içe sindirmek kalıyor..
İşte bu ortamda gizli eller istikrarın yerleşmesini engellemek için bütün güçlerini ortaya koymuşlardır. İlk planda Kerkük'e 500 Şii militanın sevk edilmesi ve bunların Türkmenler ile ortaklaşa eyleme girişmeleri alarm niteliğindedir. Türkmenler'in artık polis yerine bu vahşi güçlere başvurmaya başlamaları doğrudan doğruya Türk Derin Devleti'^nin eseridir. Bu arada aynı güçlerin Türkiye'de Amerikancı kişileri fişleme eylemi de ortaya çıktı. Gidişatı artık tahmin edebilirsiniz. Savaş tamtamlarının bu kadar açık çalındığı bir zaman kesitinde Kürtler'in MERKEZİ OLARAK PLANLANMIŞ VE ABD İLE İTTİFAKA ZARAR VERMEYEN EYLEMLER SERİSİ BAŞLATMASI BİR ZARURET HALİNE GELMİŞTİR. Ama bu eylemler ille de silahlı bir direniş şeklinde olmamalı, Arap ve Türkmen geniş kitlelerini ikna edici dostça yürütülecek bir diplomasinin faydaları sınırsız olacaktır. Bu düşünülmeli..
Gorusunuz