Türk iç boğuşmasında taraf olmayalım.. Ve.. Türk-Suriye ortak kara manevrası..

Türk iç boğuşmasında taraf olmayalım.. Ve.. Türk-Suriye ortak kara manevrası..

Türk Devleti’nde ve tabanında büyük bir boğuşma cereyan ediyor. Bir tarafta Erdoğan’nın elinde devlet güçleri, diğer tarafta Ergenekoncular, aralarında al-Qaida’nın da bulunduğu iki İslami Hareket ve eğer “tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye” sloganındaki milliyetçilik kokan kısımları ayıklamamışsa bütün Türk Solu.. Bunların birine sempati ile bakabilirsiniz. Ama “dolduruşa” gelerek taraf tutma gibi bir lüksünüz yoktur. Zaten bir şeyleri böylesine bir tavırla değiştirmek de mümkün değil.

Ama milliyetçilikten tam arınmış sosyalistlere dil uzatmak niyetim olamaz. Ama bazı sosyalistlerin “yurtseverlik” yaftası altında gizlediğini görmezden gelemeyiz. Buna inanmayanlar Ergenekon Davası’na veya Ergenekon dışında kalan bazı sol kesimlere bakabilirler. Kürt büyük düşünmelidir, düşünüyor! Kürt Liderliği, tüm eksikliklerine rağmen daha büyük düşünmelidir. Çünkü millet böyle düşünüyor. Kuzey Halkımız eğilip bükülmeden kitlesel diplomasi yapmayı öğrenmiştir, hem büyük bir bedel ödeyerek. DTP gerekeni, şartların elverdiği ölçüde, fazlası ile yapmaktadır. Kürt Milleti için bir halt yapmayanlar, hapislere giren, işkence gören bebeleri, 70’lik nineleri ve dedeleri görüp de utansınlar.

Şunu iyice bilelim: Tavırlar şu veya bu düşman güçler arasında seçim yaparak belirlenemez. “Ergenekon sekülerdir, antiemperyalisttir o halde ilericidir” deyip de en yumuşakları olan Prof Türkan ile kolkola olabilir misiniz? Asla! Zaten sen istesen de o seni itecektir. Hele hele tescilli diğer kürt düşmanı Ergenekoncular’ı saymıyorum bile.. Tam bir BAAS zihniyeti ile hareket eden bir harekettir bu.

İslami olduğunu söyleyen örgütlere gelince.. Bunlardan al-Qaida, idamları seyirlik bir gösteriye dönüştürmek için stadyumları kullandıkları malum. Cemalettin Kaplan’ın örgütünün devamı olan Vasat, çok karmaşık bir örgüttür. Fakat Kaplan’ı tanıyanlar, bu adamın kendisini İslam halifesi ilan ettiğini bilirler. İlk Eylemi hristiyanlıkla yayınları satan bir kitap standına bombalı saldırı düzenlemekti. Daha sonra sesi sedası kesilen örgüt, Türk Polisi’nin bildirdiğine göre, silahlı mücadeleye hazırlanmakta iken operasyona “maruz” kalıyor.

Kendi öz yükü çok ağır olan Kürt Milleti ve yöneticileri başkalarının yükünü sırtlamaya zorlanmamalı. Çatışmaları sadece takip ederek dersler çıkarması daha akılcıdır. Şu anda Türk Sosyalist Solu dışında Kürtler’e sempati ile yaklaşan hiç bir odak kalmamıştır. Türk Sosyalist Solu ise Genel Türk Solu’nun ufak bir cüz’üdür. Türk Devleti bu kesimi ciddiye almamaktaydı. Fakat ya politik sebeplerle, ya da yaygınlaşan bombalama eylemlerinin önünü kesmek amacıyla Türk Hükümeti harekete geçme lüzumu hisetti.

Bütün bu eylemlerin ardında da PKK’nin gölgesini aradılar. Oysa Devrimci Karargah örgütü, diğer pekçok örgüt gibi orada eğitim olanağı buldu. Karargahlarının ayrı olmaması mümkün değil. Bune nereden mi biliyorum? Ben gerilla bölgelerini bir yazar gözü ile gezdiğim zaman Asuriler’in, Pakistanlılar’ın benzer örgütlerini de gördüm, ziyaret ettim.

Kürdistan Hareketi tümüyle bağımsız hareket ettiği müddetçe ilişkide oldukları bu tip gurup ve partiler de bulunacaktır. Zaten Devrimci Karargah da bağımsızlığını kaybetmek niyetinde değildir. Bu da biliniyor. Dileyen bu parti veya hareketin internet sitesine girerek bilgi edinebilir.

Kısacası Kürtler sevap ve hataları ile bu örgütlere mesafeli olmalı..

Türk Devleti, içte böylesine geniş kesimlere karşı bir savaş açmışken, dışarda da kuduz gibi sağa sola saldırıyor. Suriye ile Türk Devleti tarihlerinde ilk kez üç gün süren ve kara birliklerinin katıldığı “anti-Kürt” bir askeri tatbikat başlatmışken İsrail’in, sözcükleri dikkatle seçilmiş açığa vurulan tepkisini çekiyor. Ehud Barak’ın bu demeci, siyasi alandan sonra askeri alanda da “ilişkileri bozucu” olarak yorumlandı.

Aynı anda hem Ermenistan’ın ve hem de Azerbaycan’ın tepkisini çeken o meşhur “mutabakat şerhi” açıklandı. Erdoğan bu sıkışmışlığın gölgesinde Azeri milletvekillerine, Türk meclis içi muhalefetine ver yansın etti. Ermenistan ise Türkler’e hiç bir taviz vermediğini açıklayıverdi. Bu arada Rusya Azeri yakınlaşması gözlendi. Tabii gaza zam da kapıda..

Tam Saddam’ın Kuweit öncesi tavrı.. “Niyet hayır”, “akibet hayır”...

2009-04-28

A Sirac Kekuyon