trt-6 nereye gidiyor
TRT-6 doğru dürüst anlaşılmış değildir. Türk Devleti’nin sözcüleri her ne kadar ne yapmaya çalıştıklarını açıkça ortaya koyuyor olsalar da bazı Kürtler olayı “iyiye yormakla” adeta yarış içindedirler. Bir zamanlar, “gerici-feodal” diye niteledikleri insanların ölüm fermanlarını imzalayıp tebliğ edenler bugün Türk Devleti’nin psikolojik savaş makinasına omuz verme yarışındadırlar. Ne hazin!
Neyse biz “duvar sana söylüyorum, gelinim sen duy” darb-ı mes’eline uygun bir şekilde halkımıza seslenelim...
TRT-6 istesek de istemesek de yayına başlamıştır. Biz şiddetle karşı duruyoruz diye Türk Devleti çok şey umduğu bu hamlesinden geri durmayacaktır. Türk’ün bu hamlesi aylarca süren bir hazırlık dönemi boyunca hesaplanarak en yüksek güvenlik kurullarında kabul edilmiş ve uygulama alanına sokulmuştur. Moğol soyluların bu hamlesini tek başına bir seçim hamlesi olarak görmek ve ona göre fikir üretmek yanlıştır. Bu hamle, etraflıca hesaplanmış psikolojik savaş hamlelerinden biri olarak görülmezse yanılgı kapıdadır. Benim bu satırlarım elbette herkese hitap etmez. Yurtseverliği, ilerici milliyetçiliği içselleştirememiş olanların benim bu satırlarımı anlamaları beklenemez. Ben zaten siyasi korucular ile hesaplaşma sürecindeyim. Bu yeni tip korucular düşmanın kendi kurumlarının içindedirler ve Kürt Milleti’ni oradan vurmaktadırlar.
TRT-6; kanunsuz, temelsiz, yürüme özürlü olarak doğan bir beyaz asimilasyon aracıdır. Söz konusu yayın organı hem Güney’i, hem Güney-Batı’yı, hem Kuzey’i ve hem de Kürt Diasporasını hedef kitle olarak seçmiştir. Bu propaganda düdüğü, Newroz’u halkımızı bölmek suretiyle yeni koruculara kutlatmak için kullanılırsa hiç şaşmayınız.. TRT böylece Kürtler’in birlik ve zulme karşı mücadele gününe katılımı zayıflatmak için verilen mücadelede rol oynamış olacaktır. Bu aracın yayın hayatı, hedefe varıldığı anda adım, adım sona erdirilecektir.
TRT-6 konusunda organize Kürtler arasında iki görüş hakimdir.
Birincisi; DTP’nin görüşüdür. Bu görüşe göre TRT-6, DTP’nin mücadelesi sayesinde yayın hayatına sokulmuştur ve bir seçim yatırımıdır. Bu elbette DTP’ye yakışmayan yanlış bir görüştür. TRT-6 yayını DTP’nin mücadelesi sayesinde değil, DTP’NİN MÜCADELESİNİ SAPTIRMAK VE DARBELEMEK İÇİN YAYIN HAYATINA SOKULMUŞTUR. Ayrıca, TRT-6 direkt olarak bir seçim yatırımı olmaktan da uzaktır. Evet, seçimi etkileme ve Kürtler’in kendi kişiliklerini koruyarak politika yapmaları engelleme gibi bir amacı vardır. Ama esasta siyasi mücadeleye bağlı olarak ortaya çıkabilecek barışçı talepleri tümden dumura uğratma görevi ile yükümlü kılınmıştır (bu engelleme planı tümüyle ve sadece TRT merkezli olmayacaktır). Hatta dahası Kürtler’in iradelerini kırma, beyinlerini teslim alma amacı güdülmektedir.
İkincisi; bazı küçük partilerin ve sağa sola savrulmuş olan paragözlerin, şöhret delilerinin görüşüdür. Buna göre TRT-6 “heyecan verici” bir adımdır. Kürt Dili’ni yok olmaktan kurtaracaktır! Geliştirilirse çok faydalı olacaktır. Bu görüş hem yanlış, hem de Türk Devleti’nin istediği türden bir görüştür. TRT-6’yı halkımıza sevdirmeye çalışanlar, (mesela Lozan’ı öne sürmek gibi) yanlış temeller üstünde de olsa, Orhan Miroğlu’nun Kürtçe kullanma yasağı ile ilgili olarak AİHM’de açtığı davayı da mı görmüyorlar? Görmezler! Çünkü onlar elleri kaptırmışlar bir kere.. Kollarını kurtarmaları mucize olacaktır.
Bir parti nasıl olur da hem Federasyon ister, hem de TRT-6’ya sahip çıkar? Bazı geri zekalara laf anlatmak elbette imkansızdır.. Ama aşılamaz değildir. Benden sonrası tufan diyenlere elbette çok sözümüz olacaktır. Şehit kanı üstüne politika yapan bu kişiliklere halkımız elbette şehit kanı içirmeyecektir. Zamanı gelince herkes hesabını verir..
Bazı Kürtler insanı çıldırtır! Nasıl oluyor da hem Türk Devleti’nin dümen suyuna girersin, hem de üniter devleti yıkmaya çalışırsın? Nasıl olur da TRT’de çalışanları savunmak için bize çamur atarsınız, bunu anlamak mümkün değil. Bana gelen e-maillerde işbirlikçi olma çamuru bile atılıyor. Be adam müsveddesi, savunduğunuz kişilikler şu anda Ankara’da etraflı bir Türk planının en iyi uygulayıcıları olarak seçilmiş bulunuyorlar. Bu ne lahana, bu ne turşu!
2009-02-11
A Sirac Kekuyon