Manipulatöre cevap; sonuç
Manipulatöre cevap; sonuç
Başbuğ ve 14 Nisan’da yaptığı konuşmayı hazırlayan ekibe cevap olarak üç gündür yazdığımız seri makaleleri bu sonuç yazısında toparlayacağım. Öncelikle şunu kaydedeyim: Başbuğ ve ekibinin hazırladığı metin, içinde Obama ile ilgili sözler bulunmasına rağmen, aylardır üstünde çalışılan bir metindir. Daha önce İmralı’ya da gönderdikleri belli olan ana tezlerini, yeni gelişmelerin ve ABD’nin yeni yönetiminden aldıkları tavizlerin de etkisi ile beslemiş ve hedef kitleye sunacak duruma getirmişlerdir.
Benim hazırladığım cevap metni ise, günceli kaçırmamak için aceleye getirilmiş, içinde bazı eksiklikleri de barındıran bir metindir. BM’nin kurulu devletlerin sınırlarını fetişize eden, NATO gibi dev bir organizasyonu da arkasına alan Türk Askerbaşı, elbete dozu iyi ayarlanmış bir tehditler manzumesi ile karşımıza çıkacaktı. Metin’de yakalanabilecek bu tehditlerin yanında geniş ölçüde pasifikasyon politikasına, yıldırma taktiklerine ve PKK’yi bölme planlarına da yer verilmiştir.
Türk Devleti bu “büyük sözel çıkarma”sını, aynı gün, yani 14 Nisan da DTP’ye karşı başlattığı terör, gözaltı ve tutuklama furyası ile silahsız mücadele taraftarlarına da açık ve hiç bir tereddüte yer bırakmayan aşamalı bir yoketme operasyonu başlatmıştır. Obama vizesi ile şimdilik 245 kişi gözaltına alınmış, bunlardan ilk planda mahkemeye çıkarılan 25 kişiden 24’ü tutuklanmıştır.. Daha sonra sevk edilen 28 kişiden 27’si de tutuklanınca tutuklu sayısı 51’e çıkmıştır (bu sayının pervasızca artacağı kesindir). Oysa Ergenekon davası böyle mi yürütülüyor? Beni de ölüm listesine alan bu örgütün sanıklarından bir kaçı bile tutuklandığında kıyameti koparan bir Türk Basını, olayı “yakın takibe” alan bir AB görüyoruz. Kürt sürüklenerek, eziyet edilerek arabalara bindiriliyor, ama bu muameleyi bile az gören Türkler, günlerden beridir bir ÇYDD krizi yaşıyorlar.. Ne yapıyor bu dernek? Kürt kızlarını alıp asimilasyon makinasının dişlileri arasına sokuyor. Ama tabii ki, Kürt Kızı’nın kendi tabii ortamında, anavatanında, Kendi anadili ile eğitim sağlanması mücadelesini düşünmüyorlar bile! İşte Türk budur.. Destekçisi budur..
Manipulatör ve onunla rezonans halinde hareket eden Türk devlet makinası, bu konuşma ile şunları, mümkün mertebe açık bir dille açıklamıştır:
-Kürdistan kurtuluş mücadelesi yoktur, terör vardır,
-Demokratik mücadele verdiğini söyleyen DTP İmralı’dan izin almadan bir adım atmadığına göre teröristlerin siyasi kanadıdır ve dolayısı ile terörist şu anda Türk Meclisi’nin çatısı altındadır,
-DTP Kürtler’i temsil etmemektedir (bu saptamayı Şerafettin Elçi de yapmıştır)..
-Kürtler’e verilecek hiç bir esaslı, köklü hak olamaz,
-“Dağ Kadroları”ında çözülme sağlayıcı tedbirler alınmalı, oradaki militanların indirilmesi için yeni tedbirler ve düzenlemeler sağlanmalıdır.
-Kürdistan’ın Güney’i sürekli baskı altında tutulacaktır. Böylece fiili müdahale gerektiğinde oralara pervasızca girilmelidir.
-Arap Haşimi’nin dediği gibi, Güney’de yeni ve kalıcı üsler yaratılmalıdır..
-Kürtler’in bütün hareketleri izlenmeli, gerektiğinde toparlanma teşebbüsleri içten dinamitlenmelidir.
Çok iyi bir gözlemci söz konusu metinde bunları tümüyle görebilir. Bu durum karşısında Kürt Tarafı nasıl bir duruş sergilemelidir? Milletimizi yönetenlerin sergilemesi gereken duruş bir başka yazının konusu olacaktır..
2009-04-18
A Sirac Kekuyon