Kükreyen Fare!

Kükreyen Fare!

Türk Devleti kükrüyor.. Başbakanları kükrüyor.. Muhalefeti kükrüyor.. Askeri kükrüyor.. Size yan bakanın vay haline!

Bakın neler söyleniyor:

Erdoğan; bugün de yarın da göğsümüzü siper edecek, bu vatanı “teröristlere” çiğnetmeyeceğiz..

Gül; kanımızın son damlası...

Başbuğ: ''1915'te Türk tarihinin şahit olduğu kahramanlık destanlarından bir tanesi de bir gün önce Gediktepe Sınır Karakolu'nda yazılmıştır'' Yani Çanakkale savaşı benzetmesi yaptı..

Kılıçdaroğlu (aslını inkar eden bir haramzade): Bu işi yumuşakça halletmeliyiz demeye getirdi.
Bahçeli: “Tek çözüm, PKK terör örgütünün tam olarak yok edilmesi veya ele geçirilmesidir" dedikten sonra meaalen şöyle ekledi: ABD’nin İncirlik Üssü kapatılsın, Irak’a ültimatom verilsin, Güney’de bir güvenlik kuşağı oluşturmak için askeri harekat başlatılsın..
Tümü ile kan kokan, cahilce, tarih bilincinden yoksun tehditler. Alın şu Türk Askerbaşı’nın garip, şaşkın demecini.. Çelê’deki ufak çaplı savaşı Çanakkale’deki Osmanlı-İngiliz savaşına benzetmesi nereye konulabilir? Bilindiği gibi 1915’te büyük bir İngiliz ağırlıklı filo, 262 bin asker’in iştirak ettiği ve 131 bin cana mal olan bir muharebe idi. Osmanlı’nın 80.000’den fazla ölü verdiği bu muharebe I. Dünya Savaşı’nın kaderini hiç etkilemedi. 1916’da biten bu çatışmadan iki yıl sonra Müttefikler hiç bir direnişle karşılaşmadan Çanakkale boğazını geçip İstanbul’a vardılar. Müttefiklerin İstanbul’dan geri çekilmesi ise Bolşevik İhtilali’nin etkisini, iyi çözümledikleri Kemal Paşa ile dengelemek amaçlı idi.. Görüldüğü üzere, genç canların leblebi gibi toprağa verildiği bir muharebeyi örnek veriyor Askerbaşı. Oysa tam tersine, Çelê’de; tankları ile, topları ile, güçlü helikopterleri ile, işgalci ordusu ile, sağlam dış bağlantıları ile, anlık istihbarat sağlayan ABD’si ile bu devlet bir avuç gerilla karşısında perişan olan taraftır Başbuğ’un tarafı...
Aynı tip cahilce benzetmeyi bir gün Devletleri’nin Başı Gül de yapmıştı. Verdiği örnek Sarıkamıştı. Kastı ise; “biz kanımızın son damlasına kadar savaşır, ama Kürtler’e hakkın asgarisini dahi vermeyiz” idi. Oysa... Sarıkamış, Osmanlı’nın kendi evlatlarını yemesinden başka bir anlam taşımıyordu. 22 Aralık gibi o yörenin en soğuk günlerinde, 1914’de BİR TEK KURŞUN DAHİ SIKILMADAN yüzbine yakın insanın telef olduğu o iç katliamı örnek olarak alan bir kafa barışçı bir tek çözüm üretebilir mi?
Türk Muhalefeti ise ya iktidar gibi konuşuyor, ya da ağzı kanlı bir şekilde ölüm formülleri öneriyor.. Hele Bahçeli adlı bir yalancı pehlivanları var ki tüm dünyaya savaş ilan etmiş durumda. ABD’yi tehdit ediyor, Irak’a ultimatom veriyor, Kürdistan’ın Güneyi’ni işgal ediyor.. Olağanüstü halin ilan edilmesini dayatıyor. At babam at!
Gençlik yıllarında bir film seyretmiştim.. Amerikan Politikası yüzünden tek geliri olan şarabını dahi satamayacak duruma düşen hayali bir Avrupa Dukalığı, tesadüf sonucu ABD’nin sahip olduğu Q bombasını (bir nükleer bomba) ele geçirir. Bu bombanın sahibi dükalık dünyayı sarsmaya başlar.. Bu kükreyen fareye karşı bütün büyük devletler alarma geçer..
Türkler şimdi tam da bu rolu oynuyorlar. Ele geçirdikleri stratejik konumları ve eroinden sağladıkları silahları ile dünyayı tehdit etmeye kalkıyorlar.. Kükreyen fare!
Görüyorlar.. Her iki taraftan fidan gibi gençlerin toprağı boylamasını, nerede ise zevkle seyrediyorlar.. Görüyorlar.. Çocuklarını sağlama alıp halkın evlatlarını ölüme gönderdiklerini görüyorlar!
Onlar tuzu kurulardır. Onlar cesetler üzerinden politik ikbal arayanlardır! Halkın çocukları ölürken kendi çocukları Amarikalar’da öğrenim görenlerdir. Onlardır her savaşın müsebbipleri.. Onlara iyi bakın! Gözlerinin içine içine kurşunla tükürün!
Bakın işte şimdi de şehir gerillasının doğmasına yol açtılar. Artık hiç birinin hayatı garanti altına alınamaz.. Bask Savaşçıları’nın Diktatör Franco’nun halefi olarak düşünülen Luis Carrera Blanco’yu o en azgın falangist dönemde nasıl yok ettiklerini düşünsünler! Bundan sonra hedefte tüm savaş kışkırtıcısı TV yorumcuları’nı, köşe yazarlarını, haber spikerlerini görürsem şaşmam! Kınama bir yana “elinize sağlık” derim..
Bu mudur özlediğiniz çözüm şekli..
Size tavsiyem;
-kürd’ü aşağılamaktan,
-kandırma teşebbüsünden,
-insanları biribirlerine karşı kışkırtmaktan,
-yıkıcılıktan
Vaz geçin..

Söylemesi bizden..

2010-06-22

A Sirac Kekuyon