Kendilerine “müslümanım” diyen Türk Kesimi, yuh olsun size! Libya kan ağlıyor..
Bugün, “bugün” adlı gazetede çıkan bir haberi alıntılayarak yazıma başlıyorum, şöyle:
Saat: 08.46.. Libya’yı BM’de Nikaragua temsil edecek..
“Nikaragua, ABD'nin temsilcilerine vize vermediği Libya'yı BM'de temsil edeceğini açıkladı. Nikaragua'nın Amerikan hükümetlerini sert bir şekilde eleştiren eski Dışişleri Bakanlarından Miguel D'Escoto Brockmann'ın Libyalı diplomat Ali Abdüsselam Treki'nin yerine Libya'yı BM'de temsil edeceği bildirildi. Libya lideri Muammer Kaddafi ile yakın ilişkileri bulunan Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega hükümetinin, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'a, Libya'yı temsil etme kararını mektupla ilettiği belirtildi.
Nikaragua hükümetinin yaptığı açıklamada, D'Escoto'nun, "Libyalıların egemenlik haklarına saygı gösterilmesini sağlamak amacıyla yürüttükleri diplomatik mücadeleye destek vermek için BM'nin merkezinin bulunduğu New York'a gittiği" ifade edildi. D'Escoto, ABD'nin eski Başkanı Ronald Reagan için "halkımın kasabı" demişti. Bazı Batı medyası, Kaddafi'nin çocuklarının, babalarından Nikaragua'ya sürgüne gitmesini istediğini yazmıştı. Ortega da destek için Kaddafi'yi geçen ay defalarca aramıştı..”
Jerusalem Post, Reuters, Yahoo News, Democratic underground.com gibi sitelerde ve daha pek çok yayında Ortega’nın Kaddafi’ye yardım teklifi yer alıyor. Bunun yanında Hugo Chavez (Venezuella Lideri) ve Fidel de aynı tavır içindedirler. Fakat Troçkici 4. enternasyonal Libya’daki Fransız-Amerikan maşalarını ihtilalci olarak gösterir ve oradaki paralı askerleri askerleri destekler bir pozisyona girmiştir.
Ama Nikaragua öyle değil.
Nikaragua.. İhtilalci bir Halk’ın üstünde yaşadığı topraklar.. Daniel Ortega.. Hayatını halkının bağımsızlığına, sömürüsüz bir düzene adamış olan ihtilalci bir lider.. Bu lider Libya’dan belki de 10 bin kilometre uzaktadır. Lideri olduğu Nikaragua’nın Hristiyan-katolik çoğunluklu bir halkı vardır. Dil ispanyolca, kısmen ingilizce ve %2’ye yakını ise miskitcedir.. Sandinistler original yerlilerin bütün haklarını tanımışlardır. Yerli herrnhuti dini saygı görür. İşte demokrasi budur..
Oysa Kendilerini “müslüman” diye lanse eden sizin yöneticileriniz, Libya Halkı’nı isyana teşvik eden, ülkeyi kan gölüne çeviren, kurulmuş olan ne kadar tesis varsa yerle bir eden katliamcı bir koalisyonun içinde bulunmayı şeref addediyorlar. İslamiyetin genel kurallarına baktığımızda bu, münafıklıktır. Eğer siz de bunlara itaat ediyorsanız, Kutsal Kitap Kur’an sizi de aynı kefeye koyar, şöyle: “Her kavim layıkı tarafından yönetilir!”
Ben kendim İslamcı değilim. Fakat bütün dinlere saygıyı esas alırım. Bunu peşinen kaydedeyim ki yalancı duruma düşmeyeyim. Ama Libya’daki faciaya baktığımızda doğru tavır almak için şu dine veya bu dine mensup olmak gibi bir şart aranmamalıdır.
ABD ve mütefikleri, aralarında Erdoğan faşizmi olmak üzere, Libya’ya dayak atarak Araplar’a bir ders vermeye çalışmaktadırlar. Kan emici körfez ülkelerine baktığımızda bu dersin gerekliliği ortada. Ama bu ders başkalarının eliyle değil, oradaki halkın eliyle verilmeli. İsyan ateşi yanan Saudi Krallığı’na destek veren Mütefikler, Libya’ya dayak atıyorlarsa, bunların derdinin demokrasi, halkları zulümden kurtarmak falan olmadığını görürüz.
Arap Devletleri’ni yönetenler, Libya’ya dayak atılmaya başlandığından beri büyük bir korku içindedirler. Zenginliklerinin bir kibrit çöpü kadar değeri olmadığını, gidecek hiç bir yerlerinin kalmadığını görüyorlar. Bundan dolayı bütün güçleri ile kendi kandaş ve dindaşlarına dayak atanların yanında yer almışlardır. Hem de büyük bir iştahla!
Türk Halkı,
Sen bunları tanı! Kürtler ile birleşerek Erdoğan faşizmini durdur.. İslami veya demokrat ve onurlu yaşamanın yolu budur. Bakınız, Kürt Partisi BDP, HAK PAR ve KADEP’in, Türk gerçek solunun desteği ile bir sivil itatsizlik sürecini başlatmıştır. Bu bile Erdoğan’ın uykularını kaçırmaktadır. Kürdistan’ın Güneyi’nde alışılmadık bir şekilde destek araması bundandır. O Kürt Yöneticileri’ni uyarmayacağım. Çünkü büyük bir vebal altına girdiklerinde kendi sonlarını da hazırladıklarını görecektir. Olan Kürt Milleti’ne, Halkı’na olacaktır. Hatta uyur-gezer Türk Halkı daha fazla zarar görecektir. Savaşın bölgeselleşmesi belki de an meselesidir. Türk işadamlarının Irak’ta sevilmediklerinin işaretlerini de bu seyahat esnasında gördük. Bu iş adamlarının kaldığı yerin bu esnada bombalanması tesadüf müdür?..
Ben burada pratik bir öneride bulunmak isterim. Eğer yüreğinizde insanlık ateşi yanıyorsa, sivil itaatsizliğin hedefini genişleterek siz de katılınız. Faşizme, işbirlikçi ihanete hayır deyiniz ve internet vasıtasıyla örgütlenerek sokak hareketleri başlatınız. Bugünlerde dünyada ve Ortadoğu’da tarih yeniden yazılıyor. Bunun dışında kalmayınız. Erdoğan’ın üç buçuk adamı sizi yıldıramaz..
2011-03-30
Sirac Kekuyon